Daha önce açıkladığımız gibi küreselleşme sonucunda günümüzde hukuk uygulaması değişmiş ve neticede yeni bir hukukçu tipine ihtiyaç ortaya çıkmıştır. Küreselleşmenin ihtiyaç duyulan hukukçu tipini nasıl değiştirdiği konusunda “küreselleşme” kısmına bakabilirsiniz.
Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi, gerek özel sektörün, gerekse kamu sektörünün ihtiyaç duyduğu hukukçu tipinin değiştiğinin farkındadır. İhtiyaç duyulan hukukçu tipini yetiştirmek amacıyla hukuk eğitiminde köklü bir değişime ihtiyaç olduğuna inanmaktadır ve bu değişimi yapmaya kararlıdır. Yeni kurulmuş bir fakülte olarak da bu konuda kendisine engel olacak geleneksel bir faktörle karşı karşıya değildir.
Sonuç: Uludağ Hukuk, küreselleşmenin gerektirdiği hukukçu tipini yetiştirmeyi amaçlayan 2000’li yılların hukuk fakültesidir. Geleceğinize, geleceğin hukuk fakültesinde yön verin. Uludağ Hukuk, geleceğin hukuk dünyasına giriş kapınızdır. Uludağ Hukuk, sizin için bir şanstır; kaçırmayın!
Uludağ Üniversitesi Hukuk
Fakültesinin 2007-2008 öğretim yılında harcı, diğer bir
ifadeyle
öğrenci katkı payı, 269 YTL’dir (2007/12592 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı, Resmî Gazete, 25 Eylül 2007, Sayı 26654). Türkiye’de
özel (vakıf) üniversitelerin hukuk fakültelerinin harçları ise 8.000
YTL’den başlayıp 23.000 YTL’ye kadar çıkmaktadır. Bu fakültelerin
fiziki imkanları devlet hukuk fakültelerinin fiziki imkanlarından
nispeten daha iyidir. Ancak aşağıda ayrıntılarıyla açıklayacağımız
gibi Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesinin fiziki imkanları özel
üniversitelerin fiziki imkanlarından çok daha iyidir. Uludağ
Üniversitesi Hukuk Fakültesini maddi olarak Asım Kocabıyık Kültür ve
Eğitim Vakfı ve Kocabıyık Ailesi desteklemektedir. Şimdiye kadar
yaptıkları yardım miktarı 4 milyon 200 bin YTL'ye ulaşmıştır. Uludağ Hukuk,
yılda alacağı 50 öğrenciye, özel üniversitelerin verdiği hizmetten
çok daha fazla hizmet verecek imkânlara sahiptir. Uludağ Hukuk,
öğrencilerine, çok daha rahat, temiz ve konforlu bir ortamda eğitim
hizmeti vermektedir.

UÜHF Tuvaletlerinden bir görüntü.
Sonuç: Uludağ Hukuk, devlet üniversitesi harcıyla, özel üniversite kalitesinde hizmet alabileceğiniz bir eğitim kurumudur.
Her çeşit eğitimde olduğu gibi üniversite eğitiminde de sınıftaki öğrenci sayısı ile o sınıfta yapılan eğitimin kalitesi arasında doğru orantı vardır. Kırk elli öğrenciyle yapılan bir ders, yüzlerce kişilik bir amfide yapılan dersten çok daha öğreticidir. Kırk elli kişilik bir sınıfta öğretim üyesi ile öğrenciler devamlı göz teması içindedir. Böyle küçük bir sınıfta, öğrencilerin de söz alıp tartışmaya katılması mümkündür. Yüzlerce öğrencinin bulunduğu bir amfide ise öğrencilerin soru sorması imkânsız değilse de çok zordur. Tartışmaya katılmaları ise mümkün değildir. Öğretim üyesi böyle bir imkân tanısa bile bu imkândan haliyle her öğrenci değil, sadece birkaç öğrenci faydalanabilir. O nedenle küçük sınıflarda ders yapılması, öğrenim kalitesi bakımından tartışılmaz bir avantajdır.
Öğrenci sayıları konusunda önce bazı bilgiler verelim (Sayılar 2007-2008 öğretim yılına ilişkindir):
Türkiye’de 2007-2008 öğretim yılında, özel (vakıf) üniversitelerin hukuk fakültelerine fakülte başına ortalama 120-130 öğrenci alınmıştır. Örneğin söz konusu öğretim yılında Atılım 109, Bahçeşehir 135, Başkent 130, Bilkent 140, Çağ 95, Bilgi 140, Kültür 135, Koç 52, Maltepe 120, Ufuk 60, Yeditepe 120, Doğuakdeniz 152, Yakındoğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi 210 öğrenci almıştır.
Öğrenci sayıları bakımından devlet üniversiteleri hukuk fakülteleri ise büyük bir dağılım göstermektedir. Öğrenci sayıları bakımından devlet üniversiteleri, büyük, orta ve küçük üniversiteler olmak üzere üç gruba ayrılabilir. İstanbul, Ankara ve Marmara Üniversitelerinin Hukuk Fakülteleri büyük fakültelerdir. Bunların her biri 2007-2008 öğretim yılında 410 öğrenci almıştır. Bu üç büyük fakülteden sonra orta büyüklükte diyebileceğimiz 100-200 arasında öğrenci alan hukuk fakülteleri gelmektedir. Örneğin Dokuz Eylül (205), Gazi (154), Kocaeli (103), Selçuk (205) Üniversitelerinin Hukuk Fakülteleri bu gruptadır. Nihayet küçük hukuk fakülteleri diyebileceğimiz üçüncü gruptaki hukuk fakültelerinde öğrenci sayısı 100’den azdır. Örneğin Akdeniz (52), Anadolu (82), Atatürk (52), Dicle (82), Erciyes (52), Erzincan (62), Galatasaray (25+25), Kırıkkale (52), Uludağ (21) hukuk fakülteleri böyledir. 2008-2009 öğretim yılı itibarıyla hukuk fakültelerinin kontenjanlarının önemli ölçüde arttırıldığı yolunda haberler çıkmıştır. Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesinin kontenjanı, 20’den 50’ye yükseltilmiştir. Diğer fakültelerin kontenjanlarında da benzer yükseltmeler vardır.
Büyük hukuk fakültelerinde dersler bildik sınıflarda değil, yüzlerce kişilik amfilerde yapılır. Öğretim üyesi amfide mikrofonla konuşur. Öğrenciler dersi dinler ve not tutarlar. Yüzlerce kişilik bir amfide bir öğrencinin öğretim üyesine soru sorması imkânsız değilse de çok zordur. Ayrıca belirtelim ki, ülkemizde büyük hukuk fakültelerinin amfileri Cumhuriyetin ilk döneminden ve hatta Osmanlı döneminden kalma binalardadır ve bu amfiler oldukça bakımsızdırlar.
Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2007-2008 öğretim yılında sadece 21 (yirmibir) öğrenci almış; 2007-2008 öğretim yılında ise sadece 50 öğrenci alacaktır. Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Türkiye’nin gerek devlet, gerek özel hukuk fakültesi arasında en az öğrenci alan hukuk fakültelerinden birisidir. Uludağ Hukukta niçin az sayıda öğrenci olduğunu yukarıda açıklamaya çalıştık. Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi yukarıda açıklanan amacı ancak az sayıda öğrenciyle gerçekleştirilebilir. Günümüz Dünyasında artık nicelik değil, nitelik önemlidir. Uludağ Hukuk’ta sayı değil, kalite ön plandadır. Bu kaliteye ulaşmak için, Uludağ Hukuk, az sayıda kaliteli öğrenci alır ve aldığı öğrencilerin her biriyle ayrı ayrı ilgilenir.

UÜHF'de Yard. Doç. Dr. Ahmet Sevimli, öğrencilerle birlikte, 24 Mayıs 2008.

Öğrenciler sınıfta.
Uludağ Hukuk, aldığı az sayıda öğrenciye, doğa harikası bir kampüste, konforlu binalarda, en üstün seviyede hizmet verir. Uludağ Hukuk, az sayıdaki her öğrenciyle tek tek ilgilenme imkanına sahiptir. Uludağ Hukuk, Türkiye’nin “butik” hukuk fakültesidir.
Yüzlerce kişilik bir amfide isimsiz biri olmayın. Uludağ Hukuk’a gelin; en fazla elli kişilik bir sınıfta, nezih bir atmosferde, kendisine ismiyle hitap edilen istisnaî biri olun.

UÜHF Öğrencilerinden bir görüntü
Sonuç: Bize gelin ve “mutlu öğrenci azınlığı”na katılın! Sizi bu istisnaî öğrencilerden biri olmaya davet ediyoruz. Uludağ Hukuk, bir şanstır; bu şansı kaçırmayınız!
Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi kaliteli öğrenciler alır. Daha kurulduğu ilk yıl, Uludağ Hukuk, 2007 yılı ÖSS'de EA-2 türünden 337.685 taban puanla öğrenci almıştır. Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanan en düşük puanlı öğrencinin yüzdelik dilimi % 0,75; toplam adaylar arasındaki sırası 5180’dir. Yani Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Türkiye’nin en başarılı ilk beş bin öğrencisi arasından öğrenci almaktadır. Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi, daha ilk yıl itibarıyla, Türkiye'deki 32 hukuk fakültesinin arasından, Galatasaray, Ankara, Gazi, İstanbul, Dokuz Eylül, Marmara, Anadolu, Akdeniz Hukuk Fakültelerinin ardından, 9'uncu sıraya yerleşmiştir. Yeni kurulan bir fakülte için bu önemli bir başarıdır. Uludağ Hukuk, 2008 yılı ÖSS’de en yüksek puanla öğrenci kabul eden ilk beş fakültenin arasına girmeyi amaçlamaktadır.
Öğrenci kalitesi bakımından bir noktanın altını çizmek istiyoruz: İdeal bir fakültede hem öğrenci topluluğunun kalitesi yüksek olmalı, hem de bu öğrenci topluluğu kalite bakımından homojen olmalıdır. Aksi takdirde Türkiye’deki özel üniversitelerde gördüğümüz şu durum ortaya çıkar: Özel hukuk fakültelerde burslu öğrencilerin taban puanlarıyla, paralı öğrencilerin taban puanları arasında korkunç farklar vardır. Tabir caizse bu fakültelerde bir yanda Türkiye’nin en başarılı öğrencileri, diğer yanda ise vasat diyebileceğimiz öğrencileri yan yana aynı sıralarda ders görmekte ve sınava girmektedirler. Böyle bir sınıfta burslu öğrencinin elde ettiği başarı gerçekte kolay yoldan elde edilmiş bir başarıdan başka bir şey değildir. İdeal bir sınıfta öğrenciler başarı bakımından benzer nitelikte olmaları gerekir. Az sayıda öğrenci alan Uludağ Hukuk’ta bu böyledir. Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesinde en yüksek puanlı öğrenci ile en düşük puanlı öğrenci arasında sadece 4.8 puanlık fark vardır. Aynı fark bir özel hukuk fakültemizde 53 puandır (368-315).

UÜHF Öğrencilerinden Bir Görünüm.
Sonuç olarak sizi sizin gibi başarılı az sayıda öğrencinin olduğu bir Fakülteye davet ediyoruz. Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesine geldiğinizde, karşılaşacağınız sınıf arkadaşlarınız akademik başarı bakımından size çok benzeyen gençler olacaktır.
Sonuç: Sizi benzerlerinizin yanına davet ediyoruz.
Yukarıda küreselleşme sonucunda, gerek özel sektörün, gerekse kamu sektörünün ihtiyaç duyduğu hukukçu tipinin değiştiğini söyledik. İhtiyaç duyulan yeni hukukçu tipinin birinci ayırıcı özelliği çok iyi düzeyde İngilizce bilmesidir. Çok ileri düzeyde İngilizce bilmeyen bir hukukçunun, çok iyi bir hukukçu olsa bile, yukarıda örnek olarak verdiğimiz Bursaray davasında hukukçu olarak çalışmasının imkanı yoktur. Tabir caizse, Bursa Büyükşehir Belediyesinin Hollanda’dan avukat tutmaması için, bizim Bursa’da sadece hukuku çok iyi bilen hukukçular yetiştirmemiz yetmez; en az Hollandalı avukatlar kadar iyi düzeyde İngilizce bilen hukukçular yetiştirmemiz gerekir. Bu amaçla Uludağ Hukuk’ta zorunlu İngilizce hazırlık sınıfı vardır.
Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesinde ciddî bir şekilde yapılan İngilizce yeterlik sınavını geçemeyen adaylar bir yıl süreyle İngilizce hazırlık sınıfına gitmektedirler. Bir yıl hazırlıktan sonra öğrenciler çok ciddi olarak yapılan İngilizce yeterlilik sınavına tekrar girerler ve başaranlar Hukuk Fakültesi birinci sınıfa başlarlar. Başaramayanlar İngilizce hazırlık sınıfına tekrar devam ederler. Hukuk eğitiminin başında bir veya iki yıl İngilizce ile kaybetmek istemeyen öğrenciler olabilir. Ancak bu öğrenciler bu aşamada İngilizce öğrenmekle geçen bir veya iki yılın gerçekte kayıp değil, çok önemli bir şans ve kazanç olduğunu bilmeleri gerekir. İyi düzeyde İngilizce öğrenmeden mezun olurlarsa isimsiz binlerce avukat ve hakimden oluşan hukukçular topluluğunun içinde silinip gideceklerdir.
İşte gerek özel sektörde, gerekse kamuda ihtiyaç duyulan hukukçu tipinin değiştiğinin bilincinde olan Uludağ Hukuk, öğrencilerine ileri düzeyde İngilizce öğretmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla Uludağ Hukuk’ta sadece İngilizce hazırlık sınıfında değil, diğer sınıflarda da ciddi bir mesleki İngilizce eğitimi vardır.
Sonuç: Uludağ Hukuk, sizi İngilizce bilen hukukçu yapar.
Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi, denize sıfır, 60-70 yıllık çınar, çam ve zeytin ağaçlarıyla kaplı 280 dönümlük yemyeşil bir yerleşke içindedir. Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi yerleşkesi hakkında daha fazla edinmek için web sayfamızın “yerleşke” kısmını ziyaret edebilir ve keza yerleşkeden çeşitli resimler görmek için “fotoğraf galerisi” kısmına bakabilirsiniz. Ancak aşağıdaki şu fotoğrafa bir bakınız. Sabahları bu yoldan yürüyerek okulunuza gitmeyi istemez misiniz?

Şunu çok açıkça soralım: Türkiye’de denize sıfır kaç hukuk fakültesi var?

Sizi, büyük şehirlerin karmaşasından, orta Anadolunun bozkırından uzak cennet yeşili bir mekanda hayatınızın en güzel dört yılını geçirmeye çağırıyoruz.
Yerleşkemizin güzelliği nedeniyle Fakültemizin tanıtımı için şu sloganı seçtik: “Doğa ile bilimin buluştuğu yerde hukuk eğitimi”. İşte bu nedenle bu sloganı “Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi” ibaresinden hemen sonra kullanıyoruz.
Sonuç: Sizi doğa ile bilimin buluştuğu yerde hukuk okumaya çağırıyoruz.
Maalesef ülkemizde gerek devlet, gerekse özel hukuk fakültelerinin pek çoğunun kendine has bir binası yoktur. Bir hukuk fakültesinin kendi binalarının olması, hukuk fakültesinin o üniversite içindeki saygınlığını gösterir. Keza hukuk fakültesinin kendi binasının, kendi dersliklerinin olması, ders programını planlamak bakımından hukuk fakültesine kolaylık sağlar. Başka bölümlerin kullandığı derslikleri kullanan bir hukuk fakültesinde dersleri planlamak çok zordur. Böyle fakültelerde öğrenciler, ders aralarını, o derslikten bu dersliğe koşuşturarak geçirir.
Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi, yukarıda anlattığımız yerleşkenin içinde bulunan fevkalade modern ve tamamı kendisine ait bulunan iki adet binaya sahiptir. Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi binaları hakkında daha fazla edinmek için web sayfamızın “yerleşke” kısmını ziyaret edebilir ve keza binalarımızdan çeşitli resimler görmek için “fotoğraf galerisi” kısmına bakabilirsiniz. Ancak burada sadece şunların altını çizelim: Binaların kapalı olanı toplam 4772 m2’dir. U. Ü. Hukuk Fakültesinin yılda 50 öğrenci aldığı dikkate alınırsa, U. Ü. Hukuk Fakültesinin öğrenci başına düşen kapalı alan büyüklüğü bakımından Türkiye’nin en iyi koşullarına sahip fakültelerinden birisi olduğunu söyleyebiliriz.

UÜHF Binalarından bir görünüm
Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi binaları, sadece büyüklüğüyle değil, inşaat kalitesi ve konforuyla da göz kamaştırıcıdır. Asım Kocabıyık Kültür ve Eğitim Vakfı ve Kocabıyık Ailesi, Hukuk Fakültesi binaları için akla gelebilecek bütün yardımları yapmaktadırlar. Henüz 21 öğrencinin olduğu U.Ü. Hukuk Fakültesinde 40 bilgisayarlı bir bilgisayar laboratuarı, dört normal sınıfı, iki “akıllı” sınıfı ve bir duruşma salonu vardır.

UÜHF Bilgisayar Laboratuarı

UÜHF Seminer Salonu

UÜHF Duruşma Salonu
Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi, sahip olduğu az sayıda öğrenciye en yüksek kalitede hizmet sunma imkânına sahiptir.
Sonuç: İddia ediyoruz ki, eski yıllarda hukuk okuyanlar, Uludağ Hukuk’un kampüsünü ve binalarını görünce erken doğmuş olmaktan pişman olacaklar.
Uludağ Hukuk’un içinde yer aldığı, Uludağ Üniversitesi, Türkiye’nin en büyük üniversitelerinden biridir. 2007-2008 öğretim yılı itibariyle Uludağ Üniversitesinde ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencisi olmak üzere toplam 44.048 öğrenci öğrenim görmekte, 751 öğretim üyesi, 1458 diğer akademik personel, 1776 idari personel, 2555 yardımcı personel hizmet vermektedir (http://www.uludag.edu.tr/hakkinda.htm). Uludağ Üniversitesinin büyüklüğü konusunda bir fikir sahibi olmak için aşağıdaki fotoğrafa bir bakmak yeter.

Uludağ Üniversitesi Görükle Kampüsünden Bir Görünüş
Bu arada belirtelim ki, Uludağ Üniversitesi, son yıllarda uluslararası alanda büyük bir atılım yapmıştır. Uludağ Üniversitesi, Avrupa Eğitim programlarına katılan, öğrenci ve öğretim üyesi değişimi yapan, "Avrupa Kredi Transfer Sistemi (The European Credit Transfer System [ECTS])"ni kullanan, "Avrupa Diploma Eki (Diploma Supplement Label)" vermeye hak kazanmış (http://www.uludag.edu.tr/diploma_brochure.pdf) bir üniversitedir.
"Avrupa Kredi
Transfer Sistemi (The European Credit Transfer System [ECTS] ve
"Avrupa Diploma Eki (Diploma
Supplement Label)"
hakkında daha fazla bilgi için
burasını tıklayınız.
Uludağ Üniversitesi, "Avrupa Üniversiteler Birliği (The European University Association [EUA])"nin üyesidir (http://www.eua.be/index.php?id=72). Uludağ Üniversitesi bu birliğin "Avrupa Üniversiteler Birliği Kurumsal Değerlendirme Programından (EUA Institutional Evaluation Programme (IEP) geçen 17 Türk üniversitesinden biridir (http://www.eua.be/index.php?id=74). Keza Uludağ Üniversitesi bu Programda, Avrupa Üniversiteler Birliği adına "Değerlendirici" konumuna gelmiş bir Avrupa Üniversitesidir.
Uludağ
Üniversitesinin "Avrupa Üniversiteler Birliği (The
European University Association [EUA])'ne
üyeliği konusunda
burasını tıklayınız.
Uludağ Üniversitesinin 21 Avrupa Ülkesindeki 84 üniversite ile Erasmus, Sokrates, Leonardo programları ile ilgili değişik ortaklık antlaşmaları yapılmıştır. Uludağ Üniversitesi, Erasmus programı kapsamında, 348 öğrenci ve 70 öğretim elemanı göndermiştir. Erasmus programlarında, 2007 yılında temin edilen hibe burs miktarı 809.983 Avro’dur (http://www.uludag.edu.tr/rektormesaj.htm).
Uludağ Hukuk’ta her öğrencinin eğitim ve öğretim için Avrupa’da bir Hukuk Fakültesine bir yıl veya en az bir dönem süreyle gönderilmesi planlanmaktadır. Uludağ Üniversitesinin 2007 yılında toplam 348 öğrenciyi Avrupa Üniversitelerine gönderdiği dikkate alınırsa, Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesinin bu amaca ulaşabileceğini söyleyebiliriz.
Sonuç: Sizi uluslararası alanda tanınan, Avrupa Üniversiteleriyle öğrenci değişim yapan bir Üniversitede öğrenim görmeye çağırıyoruz.
"Gemlik'e doğru denizi göreceksin, sakın şaşırma!"
Orhan Veli
"Helikopterle
geliyorum, Gemlik’e geldiğim zaman ayrı bir
şey hissettim. Evet burada bir Avrupa şehri vardır".
Süleyman Demirel
Gemlik, ülkemizin en güzel ilçelerinden birisidir. Gemlik, Bursa’ya 32 km, Yalova’ya 37 km uzaklıktadır. Yalova - İstanbul Yenikapı arası 48 km olup, feribotla 1 saat 10 dakika sürmektedir. Keza Pendik’ten Yalova’ya feribotla 45 dakikada ulaşılmaktadır. İstanbul Yenikapı'dan Bursa Güzelyalı'ya ise feribotla 75 dakika'da gelinmektedir (http://www.ido.com.tr/index.cfm?page=SubPage&kapsam=223&textid=969&ln=TR) . Görüldüğü gibi, Gemlik, sadece Bursa'dan değil, İstanbul'dan da kolayca ulaşılabilecek bir noktada bulunmaktadır.
Gemlik’e sadece Bursa’dan değil, bütün Türkiye’den ve özellikle de İstanbul’dan öğrenci bekliyoruz. İstanbul’un çilesinden kurutulun. Gemlik’e gelin. Dalga sesleri, kuş cıvıltıları eşliğinde cennet yeşili bir kampus içinde dört yılınızı geçirin. Gemlik, İstanbul’a sadece iki saat uzaklıktadır. Cuma akşamı İstanbul’a gidip, Pazartesi sabahı Gemlik’e dönebilirsiniz.

Harita www.ido.com.tr'den alınmıştır.
Gemlik, Marmara Denizinde Gemlik körfezinin kıyısında kurulmuş, doğa harikası bir şehirdir. Aynı zamanda Gemlik, önemli bir sanayi, ticaret ve tarım (zeytincilik) merkezidir. Gemlik'in merkez nüfusu 78.945'dir(2007). Bu arada belirtelim ki, bir şehrin çok büyük olmaması, bir üniversite için dezavantaj değil, tersine avantaj olarak görülebilir. Nitekim dünyanın en ünlü üniversiteleri nispeten küçük şehirlerde kurulmuştur. Örneğin Oxford’un nüfusu 149.000, Cambridge’in nüfusu 110.000, Heidelberg’in nüfusu 142.000’dir.

(Fotoğraf, www.gemlik.gov.tr'dan alınmıştır). Daha fazla Gemlik fotoğrafı görmek için Fotoğraf Galerisi bölümüne gidilebilir.
Sonuç: Sizi, Orhan Veli gibi denizi birden görüp şaşıracağınız Gemlik’e davet ediyoruz.
"Türkiye’nin gururudur Bursa. Biz ölçüler kullanırız: Ağırlık tartarız; ağırlığa şu kadar kilo deriz. Uzunluk ölçeriz; metre deriz. Su ölçeriz; litre deriz. Ama kalkınma ve uygarlık dediğimiz zaman, biz diyorsak 'falan yeri Bursa seviyesine çıkaracağız', bu demektir ki, Bursa bizim için uygarlığın ölçüsüdür".
Süleyman Demirel
Uludağ Hukuk, bir tarih, kültür, sanayi, ticaret, tarım ve turizm şehri olan Bursa’dadır. Bursa, Türkiye’nin dördüncü büyük şehridir. 2007 yılı itibarıyla Bursa Şehir nüfusu 1.593.243’tür (http://tr.wikipedia.org/wiki/Bursa). Bursa, Türkiye’nin en önemli sanayi ve ticaret merkezlerinden biridir. Bursa, Osmanlı’yı kuran şehir ve imparatorluğu ilk başkentidir. Bursa, bir tarih ve kültür şehridir. Bursa coğrafya bakımından Türkiye’nin en zengin illerinden biridir. Coğrafyada en göze batan özellikler olan, dağ, ova, deniz ve göller, Bursa’da birleşmiştir. Dünyanın önemli şehirlerini önemli kılan şey, ya onların dağları, ya onların ovaları, ya da sularıdır. Bazı önemli şehirler, dağlarıyla meşhurdur. Bazı şehirler ise ovalarıyla. Diğer bazıları ise sularıyla meşhurdur. O şehri, meşhur bir şehir yapan, içinden akıp geçen nehir veya kıyısında kurulu olduğu deniz veya göldür. İlginçtir ki, bir şehre değer katan bütün bu özellikler Bursa’da toplanmıştır. Türkiye’nin en güzel dağı olan Uludağ, Bursa’dadır. Türkiye’nin en güzel göllerinden ikisi, İznik ve Uluabat Gölleri Bursa’dadır. Yine Marmara Denizinin en güzel sahilleri Bursa ilinin kuzey sınırını oluşturmaktadır. Bursa ilinin 277 km uzunluğunda deniz kıyısı vardır. Bursa’nın kaplıcalar şehri olduğunu söylemeye bile gerek yoktur.

Bursa'dan Bir Görünüm
Bursa’da tarif edilmez bir hava vardır. Bu havayı ancak Bursa’da yaşayınca hissedersiniz. Bu konuda bir fikir vermek için aşağıya Mustafa Armağan’ın Osmanlıyı Kuran Şehir ( İstanbul, Timaş Yayınları, 2006) isimli kitabının tanıtım yazısından üç paragraf alıyoruz:
“Hepimizin içinde ara sıra sebebini bilemediğimiz bir Bursa’nın daveti çınlar. Kalkıp Bursa’ya gitsem, onun diriltici çeşmesinden kana kana içsem ve yenilensem deriz sıkıntılı anlarımızda. Aslında hatırlanması bile başlı başına bir kurtuluş reçetesi olarak boy veren boşluğunu hissettiğimiz bir şehirdir o. Daha doğrusu, içimizdeki şehir hasretinin belli başlı parçalarının yeryüzüne hünerle nakşedilmiş bir suretidir Bursa’da aradığımız. Kendi yüzümüzdür. Kaybettiğimiz yüz...
Aslında Abdülaziz döneminden itibaren Osmanlılar da bu kayıp yüzü aramışlar ve onu Bursa’da bulmuşlardı. Bursa onlar için Osmanlı kudretinin sırrını muhafaza eden bir kara kutuydu; kuruluş devrinin saflığını, enerjisini, heyecan ve coşkusunu kubbe ve minarelerine içirmiş bir 'iç deniz' gibiydi o.
Bu kaynağa ulaşmak ve onun diriltici atmosferinde yıkanmak,1,5 asırdır rüyamız olmuş. Bu 'rüya' devam ediyor olmalı ki, içinde Bursa fokurdayan nesiller onda hâlâ bir şeyler (ne acaba?) bulmak için bir sabah uyanıp Ben Bursa’ya gitmeliyim diyebiliyorlar. Bursa, tarihte mühürlediği mektupları onların önüne açacakmış gibi bir tutku ile gidiyorlar. Çanakkale gibi tıpkı...”.
Sonuç: Sizi Bursa’nın “diriltici çeşmesi”nden kana kana içmeye davet ediyoruz.
GENEL SONUÇ: Yukarıdaki on sebepten dolayı, sizi, Uludağ Hukuk’a çağırıyoruz. Uludağ Hukuk, sizin için bir şanstır. Kaçırmayınız!
ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ
Doğa ile Bilimin Buluştuğu Yerde Hukuk Eğitimi
